Tüm Yerel-Sen’ den Ankara’da iş sözleşmesi eylemi

Ankara’da meydana getirilen eylemde taleplerini açıklayan sendika üyeleri “Asgari Yaşamı Reddediyoruz, İnsanca Yaşam İçin Özgür Toplu Sözleşme” pankartı açtı.

Ulus Meydanı’nda düzenlenen eyleme Tüm Yerel-Sen Genel Başkanı Mücahit Dede, Genel Eğitim ve Basın-Yayın Sekreteri Doğan Altun, Tüm Yerel-Sen Ankara Şube Başkanı Hüseyin Yılmaz, Şube Sekreteri Deniz Tantanoğlu, MYK üyeleri, şube üyeleri, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Sekreteri Özgür Aras, Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, Eğitim-İş Genel Mali Sekreteri Hüseyin Selçuk, Eğitim-İş 3 Nolu Şube Başkanı Doğan Dağdelen, Genel Sağlık-İş Genel Sekreteri Gazi Çeliker, Genel Hukuk ve TİS Sekreteri Yılçın Çiftçi ve bağlı sendikaların üyeleri katıldılar.

Toplu iş sözleşmesi taleplerini açıklayan Tüm Yerel-Sen Ankara Şube Başkanı Hüseyin Yılmaz, bütün emekçileri beraber mücadeleye çağırarak amme emekçilerinin grev hakkının tanınmasını istedi.

AÇIKLAMANIN TAMAMI ŞU ŞEKİLDE:

7’nci Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri, 1 Ağustos 2023 tarihinde başlamıştır.

Önceki yıllarda imzalanan altı kontrat amme çalışanlarının uzun yıllardan beri yaşamış olduğu temel problemlerin hiçbirine kalıcı çözüm getirememiştir. Bu görüşmelerde de müspet bir netice alınacağını düşünmüyoruz. Grev hakkı bulunmayan bir toplu kontrat sürecinden çalışanlar yararına bir netice alınamadığını önceki kontrat dönemlerinde çok aleni bir halde gördük.

Kamu çalışanları; sözleşmeli, ücretli, vekil gibi esnek ve güvencesiz statülerde çalıştırılma, atama ve görevde yükselmelerde erkek kayırma ve kadrolaşmanın esas alınması, artırılan vergi yükü, insan onuruna yakışmayan adaletsiz bir ücret düzeni, adaletsiz ek gösterge sistemi, özelleştirme tehdidi, yaşam pahalılığı, negatif çabalama koşulları, internasyonal kurallara uymayan bir toplu kontrat sistemi ve daha çoğu problemle çepeçevre sarılmış durumdadır.

Gerçek enflasyonun kıyısına bile yaklaşmayan, emeğin kıymetini giderek ucuzlatan yüzde 6-8’lik zamlarla imzalanan toplu sözleşmeler, amme çalışanlarını son iki senedir olduğu gibi iktidarın insafına bırakmıştır. İktidar ek gösterge, kifayetsiz olan toplu kontrat zamlarının artırılması, emeklilikte yaşa takılanlarla alakalı düzenlemelerde olduğu gibi çalışanları direkt olarak ilgilendiren düzenlemelerde sendikaların, talep, görüş ve önerilerini dikkate bile almamıştır. İktidar, taraftar sendikacılık yüzünden Türk sendikal hareketini görmezden gelmektedir.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Kamu-Ar’a göre dört benlik bir ailenin açlık sınırının 12 bin 720 lira, fakirlik sınırının 33 bin 984 lira olarak hesaplandığı bir dönemde Temmuz zammından ilkin en düşük memur maşı ise 10 bin 442 bin lira. yaklaşık memur maaşı 12 bin 199 lira düzeyinde bulunmaktaydı. Yapılan 8 bin 77 liralık seyyanen zamla beraber (22 bin lira olarak açıklanmasına karşın aile ve çocuk yardımları hariç) en düşük 20 bin 352 liraya ve 22 bin 417 liraya yükselen yaklaşık memur aylığı fakirlik sınırının yanına bile yaklaşamamaktadır. Ücretlerin ulusal gelirden almış olduğu hisse seneler itibariyle giderek azalmakta, sermayenin payı artmaktadır.

Bu tutarların insan onuruna yakışır bir düzeye çıkarılması kaçınılmazdır fakat bunun TÜİK’in açıklamış olduğu resmi enflasyona göre hesaplanan farklarla giderilmesi olası değildir

Hükümet zam teklifini uzun yıllardan beri kendisinin belirlediği fakat hiç bir vakit gerçekleşmeyen sapan enflasyon tahmini ve hedefini ileri sürerek oluşturmaktadır. Oysa uzun yıllardan beri ne hükümetin enflasyon tahmini ne de Merkez Bankasının enflasyon hedefi tutmaktadır.

TÜİK’in son aylarda yüzde 38 – 39 seviyesinde hesapladığı senelik enflasyon, gerçekte üç haneli oranlarda seyretmektedir. İktidarın 2022 Ocak, 2023 Ocak ve 2023 Temmuzunda toplu sözleşmeyle belirlenen ve enflasyon farkı esas alınan kontrat yerine daha yüksek miktarda zam yapmak zorunda kalması TÜİK’in enflasyonu gizlerken ipin ucunu kaçırmış olduğundan kaynaklanmaktadır.

Türkiye Temmuz 2023’le beraber yeni bir enflasyon tusunamisine yakalanmaktadır. 14 Mayıs seçimlerini izleyen iki aylık müddette dolar kuru yüzde 33,6, Euro kuru yüzde 37,4 oranında artmıştır. Bu artışların gelecek aylarda da devam etmesi kaçınılmazdır. Kurdaki bu artışlar iktidarın KDV ve ÖTV gibi vergilere yapmış olduğu zamlarla birleşerek çalışanlara çok yüksek enflasyon olarak yansıyacaktır.

İktidarın uyguladığı “akıl dışı” ekonomik politikalardan seçim yitirme korkusuyla bir türlü çıkamamasının ağır faturasını başta amme çalışanları olmak suretiyle ücretli ve durağan(durgun) gelirliler ödemektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek artmakta bilhassa ücretliler gelirden giderek daha azca payla yetinmektedir. Ücretliler, durağan(durgun) gelirliler ve toplumun öteki alt gelir grupları 2024 senesinde çok daha acımasız bir ekonomik baskıyla yüz yüze kalacak.

İktidar 2024 mahalli seçimlerinden sonra IMF reçetelerine benzer sert bir takım ekonomik önlemi yürürlüğe koymak zorunda kalacaktır. Bunu IMF’yle anlaşarak da yapsa, anlaşmadan da yapsa klasik IMF reçetelerinde olduğu gibi ilk ilkin ücretleri baskılamaya ve gerçek olarak daha çok eritmeye odaklanacaktır. Dolayısıyla 2024-2025 toplu kontrat görüşmelerinde 2024 yılına dair bu negatif beklentilerin müzakere masasına getirilmesi ve taleplerin buna göre oluşturulması zorunludur.

TALEPLERİMİZ

Tüm Yerel Sen olarak amme emekçilerinin grev hakkının tanınmasını istiyoruz. Sendikal hareketin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını, sendikal rekabetin önündeki engellerin kaldırılmasını bekliyoruz. Kamu çalışanlarından TÜİK’in enflasyon hesaplarına güvenmesi beklenmemelidir. TÜİK enflasyonu hesaplarken olabildiğince pinti davranılmış olduğu için, ücretlerin belirlenmesinde artık TÜFE yerine, bir bakıma enflasyon ve gelişme oranının bileşiği olan ulusal gelirdeki cari fiyatlarla artış oranının dikkate katılması icap ettiğini savunuyoruz.

Çok şey istemiyoruz. En düşük memurların 2002 senesinde ulusal gelirden almış olduğu hisse kadar bir hisse alabilmesini sağlayacak bir ücret zammı istek ediyoruz. 2024-2025 yıllarında yapılması ihtiyaç duyulan ücret zamlarına temel oluşturacak şekilde amme çalışanlarının maaşlarında Ocak 2024’te yüzde 115 oranında arttırılmalıdır.2024 ve 2025 yıllarında yapılacak zam oranları bu sayı üstünden hesaplanmalıdır.

Yüzde 115 oranındaki arttırılarak belirlenen bu ücrete 2024 ve 2025 yıllarında Ocak, Nisan, Temmuz ve Eylül aylarında(üçer aylık sürelerle)yüzde 15 oranında zam yapılmalıdır.2025 Ocak ayında Yüzde 5 refah payı ilave edilmelidir. Enflasyon farkları Yüzde 15’i geçmiş olduğu an aylık olarak ödenmelidir.

Kamu çalışanlarına 8 bin 250 lira aylık kira yardımı yapılmalı, büyükşehir statüsündeki illerde bu orana yüzde 25 artı ilave olarak ödenmelidir.

Memurlar ve öteki ücretlilerin en büyük problemlerinden bir tanesi de vergi yükünün ağır olmasıdır. Ücretlilerin gelir vergisi yüzde 15’te sabitlenmelidir.

Yerel yönetimlerde toplu sözleşmeler yasayla mecburi hale getirilmeli, belediye başkanının insafına bırakılmamalıdır. Yerel yönetimlerde toplu kontrat yapılmasını kısıtlayan nedenler yasalardan çıkarılmalıdır.

Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları, mahalli yönetimlerde personelin liyakat ve kariyer ilkeleri kapsamında hizmet gereği ve personel planlamasının esas alınarak o belediyenin ölçü kadro durumları ve gereksinimleri da değerlendirilerek her sene mecburi hale getirilerek mülakat kaldırılmalıdır.

İşyerinde hanım çalışanlara yönelik taciz, sertlik ve mobinge karşı ağır cezalar getirilmelidir

Yerel yönetimlerde bütün çalışanlara yılda iki ikramiye ödenmelidir

İtfaiye, zabıta ve emniyet görevlilerinin maktu mesai ücretleri kesinlikle artırılarak, taban aylığı düzeyine çıkarılmalıdır. Maktu mesai tutarına gelir vergisi ve damga vergisi muafiyeti getirilmelidir. Maktu mesai ücretinden emekli sandığı kesintisi işveren tarafınca ödeme yapılarak emekliliğe yansıtılmalıdır.

Senelik izinleri, mazeret izini ve sendikal izinlerinde rastgele bir kesinti yapılmamalıdır. Yıllık izin hakkının hesaplanmasında Cumartesi ve Pazar günleri, dikkate alınmamalı, izin süresi iş günü üstünden esas alınmalıdır.

Kreş haktır. Yerel Yönetimler kreş açarak çalışanların evlatlarının bedava yararlanması sağlanmalıdır.

İtfaiye çalışanları için ‘’Afet ve Acil Durum Hizmetleri Sınıfı’’ile mesleki statü oluşturulmalı, Zabıta çalışanları mahalli kolluk kuvveti statüsü ile ‘’Zabıta Hizmet Sınıfı’’ oluşturulmalıdır.

İtfaiye çalışanlarının fiili hizmet süreleri bütün görevde geçen süreleri kabul edilerek senelik 90 güne çıkarılmalıdır. Zabıta ve Güvenlik görevlileri de aynı şekilde fiili hizmet zammından yararlandırılmalıdır.

Memur, şef, tekniker, veri hazırlama denetim işletmeni ve öteki birinci dereceye gelen bütün amme görevlileri 3600 ek göstergeden faydalandırılmalıdır

Kamu Avukatlığı ‘’Kariyer Meslek Sınıfı” olarak kabul edilmelidir. 4800 Ek Gösterge, Makam Tazminatı ve Emsale Uygun Temsil Tazminatı ile mali ve ekonomik hakları verilmelidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde vazife yapmakta iken açıktan atanma ile Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Bağlı Yerel Yönetimlere geçiş yapan amme emekçilerinin aşama aşama hakları müktesep kalmalı, hakları verilmeli ve ülke genelinde tatbik donanması sağlanmalıdır

Yerel Yönetimlerde ekibe geçirilen sözleşmeli personelin beş senelik kurumlar arası nakil yasağı kaldırılmalıdır.

Kamuda Çalışan bütün mühendislere “Teknik Sorumluluk Ödemesi” ismi altında ilave bir ödemenin yapılmalıdır. Bu haktan ” Peyzaj Mimarı Ve İç Mimarı Kadro Unvanlarına da yer verilerek zam ve tazminatları ödenmelidir.

Eşi vefat eden amme personeli ailenin bütünlüğü ve devamlılığı kabul edilerek aile yardımı almaya devam etmelidir.

KÖYDES ve aynısı şekilde arazi ve sahada, dış vazife yapan İl Özel İdaresi personeline ek tazminat ödenmelidir

Emekli ikramiyelerinin hesaplanması günümüz şartlarına göre güncellenmeli çalışanlara son meydana getirilen 8 bin 77 liralık seyyanen zamda dâhil meydana getirilen çoğu ek ödemenin emekli keseneğine dâhil edilmesinin sağlanmalıdır. Yerel Yönetimlerde hukuk servislerinde vazife yapan çalışanların avukatlar gibi vekâlet ücretlerinden faydalanması sağlanmalıdır.

İhale Komisyonu, Muayene Komisyonu Ve Kabul Komisyonu Üyelerinin Tazminat payı arttırılmalıdır.

Yerel Yönetimlerde çalışan sıhhat çalışanlarının tazminat oranları artırılmalıdır.

Olası Doğal Afetlerde çalışanlara Afet Yardımı Ödenmelidir:

Yerel yönetimlerde 2800 ek gösterge ile çalışan arkeologlar ‘’Teknik Hizmetler Sınıfına” dâhil edilerek ek göstergeleri 4200’e yükseltilmelidir.

Engelli Kamu görevlilerine İstihdam alanları yaratılmalı ve çabalama alanında fiziki şartlar geliştirilmelidir.

Yerel Yönetimlerde özelleştirme politikalarından vazgeçilmelidir. Devletin asli ve süreklilik getiren görevlerin memurlar tarafınca yürütülmesi sağlanmalıdır.

İtfaiye, Zabıta ve Güvenlik Görevlilerinin İş Riski ve Güçlüğü oranları arttırılmalıdır.

Mülteci nüfusunun yoğun Olduğu yerlerde vazife yapan personele ek ödeme yapılmalıdır:

Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışanlar Genel İdari Sınıfına dâhil edilmelidir.

Sahada çalışan yöntem personelle ve Sanat Tarihçileri Ve Heykeltıraşların Arazi Tazminatları ödenmelidir.

Yerel Yönetimlerde Hukuk Servislerinde vazife yapan çalışanların avukatlar Gibi vekâlet ücretlerinden faydalanması sağlanmalıdır.

İcra, Evlendirme ve Ölçü Ayar memurlarının Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakalar Kurulu Kararına göre yararlanmakta oldukları tazminat oranları arttırılmalıdır.

Ekonomist kadrosunda çalışanların Teknik Hizmetler Özel Hizmet Tazminatı Cetvelinde Ekonomist Unvanına yer verilmesi gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir