ATM’den para çekenler aman dikkat!

HER İKİ TARAFI EŞİT KUSURLU SAYDI

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 08.05.2015 tarihindeki ve 2014/816 E., 2015/340 K. sayılı kararı ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 75. maddesine göre davacının mevzubahis durumu zaman geçirmeksizin bankaya bildirmekle mükellef olduğu, bu madde ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 16. maddesi beraber değerlendirildiğinde, davacının zaman geçirmeksizin davalı bankayı durumdan haberdar etmemesinin ve ilaveten kart şifresini gereği gibi muhafaza etmemesinin davacı yönünden müterafik eksiklik teşkil edeceğini belirtti.

YÜZDE 50 KUSURLU

Davalı bankanın ise ATM cihazında kafi tedbir ve tedbir alınmayarak banka kartının fena amaçlı kişilerin elde etmesine ve kullanmasına imkân vermesiyle davacı hesabından nakit para çekilmesi ve alışveriş yapılmasında kusurunun bulunduğu, ortaya çıkan zarardan sorumluluğunun doğacağı, olayın oluşumuna göre davacı ile davalı bankanın müterafik kusurlu görüldükleri, tarafların müterafik eksiklik oranları yüzde 50 kabul edilerek karar verilmesinin hakkaniyete makul olacağı, bu nedenden dolayı davalı bankanın icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptalinin gerektiği, alacak likit olmadığından, varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne” karar verdi. Mahkemenin sonucuna karşı süresi içerisinde davalı banka vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulundu.

YARGITAY KARARI BOZDU

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, “Dava, bankanın eksikliği sebebiyle banka kartı harcamalarının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Olayda banka kartının ATM’ de sıkışması sebebiyle davacı kartın elinden iradesi haricinde çıktığını, masraf yapıldığını belirterek zararının tazminini istemiştir. Ancak kartın elinden çıkmasından sonra hemen bankaya ihbarda bulunmamış, 3 gün sonra ihbarda bulunmuştur. Harcamada bu 3 günlük süre içerisinde yapılmıştır. Davacı tam kusurlu kabul edilerek bankaya rastgele bir eksiklik izafe edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış” gerekçesiyle kararı bozdu.

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, “20.09.2019 tarihindeki ve 2019/163 E., 2019/532 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, davacının ATM’de sıkışan kartını bulunmuş olduğu yerden çıkartıp alakalı bankaya teslim edecek olan ATM’nin sahibi olan T.İ. Bankası çalışanları olduğu, davacının kartının ATM’de sıkışmasından üç gün sonra durumun davalı bankaya bildirmiş olmasının meydana getirilen limit dışı masraflarda davalı bankanın kart sahibine malumat verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı ve bu vaziyet da davalı bankanın gerçekleştirilen zararda hukukî sorumluluğunun minimum davacı kadar bulunduğu” gerekçesiyle inat kararı verdi. Direnme kararı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafınca temyiz edildi.

“BANKAYA BİLDİRİMDE BULUNMADIĞI İÇİN KART SAHİBİ SORUMLUDUR”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mahalli mahkemenin inat kararını şu gerekçelerle bozdu: – “L.Ö. kartın elinden çıkmasından sonra hemen bankaya ihbarda bulunmamış, üç gün sonra ihbarda bulunmuş ve belirtilen masraflarda bu üç günlük süre içerisinde kredi kartı limiti dahilinde yapılmıştır. -Oysa ki taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 75. maddesine göre davacı mevzubahis durumu zaman geçirmeksizin bankaya bildirmekle yükümlüdür.

Bu madde ile beraber 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun Bildirim zorunluluğu başlıklı 16. maddesindeki; ‘Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, gizyazı ya da kimliği belirleyici diğer bir tekniğin kullanılmasını gerektiriyorsa bu detayları güvenilir bir halde güvenliğini sağlamak ve başkaları tarafınca kullanılmasına mani olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması ya da iradesi haricinde gerçekleşmiş rastgele bir prosedürü öğrenmesi durumunda kart çıkaran kuruluşu hemen haberdar etmek zorundadır’ hükmü beraber değerlendirildiğinde davacı kart hamili eldeki davada ağır kusurlu olup, davalı bankayı görevli tutmak olası değildir. -Zira; 5464 sayılı Kanun’un 15. ve 16. maddelerine göre, banka kartının ve banka kartına ait şifrenin korunması yükümlülüğü kart hamiline yüklenmiştir.

Kart hamili kart ve gizyazı ile hesabı üstünde belirlenen limit dahilinde prosedür yapabilecek ve tasarrufa bulunabilecektir. -Her ne kadar bir emniyet kurumu olması sebebiyle en hafifçe kusurundan dahi görevli tutulan bankanın ATM cihazında kafi önlemi almadığından kusurlu olduğu ve doğan zarardan görevli tutulması gerektiği düşünülse bile, vakada şifrenin üçüncü kişilerce ele atlatılmasında davacı kart hamilinin ağır eksikliği bulunduğundan, davalı banka bakımından doğan zarar ile eksiklik arasında bağ kesilmiş olup davanın reddine karar verilmesi gerekir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir